HADİ KIMILDA

if-not-now

Güne başlamak.Her gün takvimdeki sayı  değişirken yaptıkların neden değişmesin? Uzun zamandır kendimi sorguluyordum.
Dipsiz bir üşengeçlik, üzerime yapışan monoton bir rutin , sanki uzvummuş gibi parmaklarımın altından ayrılmayan telefonum ve mütemadiyen AYNI uygulamalara tıklayıp ne kadar sıkıldığımı bile fark etmediğim beni ve zamanımı emen uygulamalar.
Twitter>Snapchat>Instagram-Twitter>Snapchat>Instagram gözünü kapat aç tekrar baştan al .

SI KIL DIM.

KENDİM İÇİN BİR ŞEY  YAPMAMAKTAN SIKILDIM.

Zemini zaten hazırlanıyordu bu “kendine gel!” sürecinin. Takip ettiğim bir kaç motivasyon sayfasında okuduklarım  bilinçaltımda yavaş yavaş yer edip beni dürtüklüyordu. Ben de acele etmedim,çünkü doğru zamanın ne zaman olduğunu hiçbirimiz aslında bilemeyiz.O an gelir ve dank eder! Jeton köşeliyse  de fark etmez kafanı kaldırır ve bir anda “eeh yeter be!” dersin.Çünkü geç diye bir şey yok bugün başlarsan.
Mesela spor asla yaz aylarına ramak kala yaptığım bir aktivite olmadı.Zaten zorlayıcı sebep olduğunda yapasım gelmez iyi şeyleri. Sadece değişimin elimde olduğunu biliyorum ve ne zaman kullanacağımın da bana bağlı olduğunun farkındayım.
Bu yüzden ne “çok geç olmadan” ne de ” artık geçti ya ” diyebileceğim kıvama varmadan karar verdiğim an ve kendimi hazır hissettiğim
an yerimden kalkıp KENDİMİ KALDIRIP uygulamaya koyuluyorum.

Bir kaç mottoyla şu geçiş sürecimi sizinle paylaşıp onun dışında günlük rutinimde yaptığım insanlık için küçük benim için büyük değişiklikleri bir sonraki yazımda anlatacağım.Belki ilham olur belki siz de pamuk popişlerinizi kaldırmak istersiniz.(Hem mecazi hem fiziken hahaha)

ŞİMDİ DEĞİL DE NE ZAMAN ?

Bu sık sık önümüze çıkan “IF NOT NOW THEN WHEN” adlı çoğu iç mimarın veya kararlı ev sahibinin hatırlatma olarak çerçeveleyip vizyon tablosuna eklediği,duvarına asıp gözünün önünden ayırmadığı harekete geçiren bir soru cümlesi.Etkisi kelime sayısından
daha fazla elbette.Bunu sanırım 5-6 yıldır bişeylere karar verirken içimden kendime tekrarlıyordum ve sorar sormaz kalkıp işe koyuluyordum. (Son dönemlerde bayağı göz ardı edip saçma sapan yaşadığımı kabul etmem gerek,aslında bu kendimi göz ardı edip önceliklerimin sırasını bozmamdan kaynaklı,uyandım.)
Bir tüyo – karar vermek aslında çok kolay – EVET – HAYIR – bunların arasındaki – BELKİ – benim için geçersizdir. Olasılıklarla ne arkadaşlık , ne aile , ne iş ne de ilişki yürür.
Evet hepimizin hayatında griler var.Ancak kuşbakışı baktığımızda her şeyin evet veya hayır’ı var. Mesela kendine sor “kahvaltı yapmalı mıyım?” EVET ? HAYIR ? Hepimiz doğru olanın ne olduğunu
biliyoruz.Öyleyse NEDEN YAPMIYORUZ? 

Cevabın EVET ise kalkarsın ve kendine kahvaltı hazırlarsın.Bir sabah kalkar ve o tabağı hazırlarsın.İkinci , üçüncü derken bu senin YENİ ve aslında çoktandır yapman
gereken,sana yararı olan,gözünde büyüttüğün basit bir eylemi alışkanlık haline getirmiş olursun.Yeter ki iste. Hani herkesin ağzından bir kere de olsa şu cümle çıkmıştır ” BEN İSTEDİĞİMİ ALIRIM ,BEN İSTEDİĞİMİ YAPARIM” Bu meydan okumayı neden bunun gibi basit alışkanlıklar için kullanmayasın?

ODAKLAN VAZGEÇME! 

Şimdi telefonda sevgilime sordum motivasyon için ne önerirsin arkadaşlarına diye ” asla vazgeçme,bir durum olduğunda o problemle dikkatini dağıtma, hedefine odaklan ve durma” dedi. Bunu söylemek kolay,uygulamaya gelince bir üstteki önerim gelsin aklınıza. İçinden kendine “yapabilirsin” diye fısıldadıktan sonra , kendi gücünü keşfedebilirsin.Ben bazen ” hadi kızım ölmezsin ! “ diye bağırıyorum kendime içimden hahah bu genelde sporda ” ay artık yapamiycam ”  diyip jelibon kıvamına geldiğim anlarda istersem yapabileceğimi hatırlatan bir iç konuşma ve işe yarıyor ! Dene.Dikkatini kendine ver, sen senin patronunsun.Günde 2 litre su içmek istiyorsan İÇERSİN.

“SEN KİMSİN?” 

Seda Sayan’dan en sevdiğim alıntı hahah.Bunu başkasına değil kendime sorarım hep.SEN KİMSİN ? Seni, senin hayat düzenini senden başka kim şekillendirebilir.Dış etkenlere,hayat şartlarına ,iş hayatına ,ders programına ,arkadaşlarla buluşmalarına ,saatlerce tuvalette bile çift tıkla kalp atmalarına .. kim müdahale edebilir ? Bunların arasındaki zaman çizelgesini senden başka kim sana göre,senin yararına göre düzenleyebilir? Sen ? Evet mi Hayır mı ? Sor bakalım kendine.Kimse sana hedeflerini pembe kurdaleli bir kutuda sunmayacak.Kimse SENİN yapman gerekenleri senin yerine yapmayacak ve kimse SENİN o hedeflerine tik attığında hissettiğin tatmin olma duygusunu senin kadar yaşamayacak.Kısacası sen kendini şekillendireceksin.Kim olduğuna sen karar vereceksin.

ÖNCELİKLER

Kulağa aşırı bencil ve egoistçe gelebilir birazdan kuracağım cümleler ama affınıza sığınarak haklı olduğumu düşündüğüm  kısımlarda katılabileceğinizi düşünüyorum bana.Hayat her zaman kolay,güllük gülistanlık değil çeşit çeşit problemler çıkarıyor karşımıza bunu biliyoruz ve başlıklar altına almadan,irdelemeden en ufak problemden tutun hayatınızı boka sokacak durumlara kadar hatırlamamız gereken bir şey var ; ÖNCE BEN. Bunu insanları kırarak,sesli söyleyerek değil, zaman zaman birbirimize “ÖNCE SEN” diye hatırlatarak daha iyi olabiliriz.Şöyle söyleyeyim ÖNCE BEN KENDİME BAKMAYACAKSAM, ÖNCE KENDİ HATAMI DÜŞÜNMEYECEKSEM/KABUL ETMEYECEKSEM,ÖNCE BEN KENDİMİ SEVMEYECEKSEM VE İYİ DAVRANMAYACAKSAM ,ÖNCE BEN SAĞLIĞIMA DİKKAT ETMEYECEKSEM VS.

KİM?

Ufak bir örnek bunu çok sık kullanırdım,annemi bile ikna ettim.Uçaklarda hep anons geçerler ya

“Oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza..” 

Anne olanlar şuan “ay hayır tabi ki önce çocuğuma takarım”diyor,duyabiliyorum.Hayır sevgili anneler ve anne adayları.Uçakta da hayatta da önce siz!  Yani benim annem kalkıp önce bana maskeyi takacak,benim ihtiyaçlarımı karşılayacak diye geberip gidecekse ben niye yaşayayım? Duygusallığı bir kenara koyup “önce ben iyi olmalıyım ki yanımdakiler de iyi olsun” mantığına davet ediyorum.Çocukları da ebeveynlerinin hayatlarına saygıya davet ediyorum.Nasıl olsa hepimiz ölücez haha bırakın da yaşayalım diyorum.

Peki,şöyle bilen birinden gerçeğe dayalı açıklama da yapayım rahatlayalım.(Tıklarsanız kaynağına  da gidebilirsiniz.)

Maskeyi niçin önce kendimize sonra çocuklara uyguluyoruz?

  • Yetişkin kendisi yeterli oksijeni almadan maskeyi çocuğuna uygulamaya  çalışırsa sorun yaşayacaktır çünkü yetersiz oksijen düşünme ve hareket kabiliyetini kısıtlar bu nedenle çocuğu da kendisi de oksijensiz kalabilir oysa hemen kendi maskesini takıp daha sonra yeterli oksijeni alarak rahatlıkla çocuğuna da maskeyi uygulayabilir. Ayrıca  küçükler yetişkinlere göre oksijensiz kalma süresi olarak daha dayanıklıdır.

Bence anlatabildim.Çıkar gütmeden önce ben demenin bir yolu sadece.

Takip ettiğim motivasyon sayfalarının listesini buraya bırakıyorum ,üzgünüm hepsi yabancı ama İngilizce’de zorlananlar için telefona “Google Çeviri”  uygulaması indirmeye bakar , hem bir kelime kavanozuna da yeni kelimeler eklenmiş olur 🙂

 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere

Sevgiyle ,

Selma.

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s